02 Eylül 2009 Çarşamba

abo!

ben ne ara bu profilin içine ettim böyle ya?
hani benim pileylistim?
hani japon balığım?
böhü.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

ay salağa bak.

keman çalıştırdığın kişiye
-sen şimdi şunu çal ben de azcık piyano çaliim.
demek.
sonra ikimiz beraber piyano çalmak.
gfkjdfgd.

01 Ağustos 2009 Cumartesi

vuhu.

taşındık gibi birşey.
ya da yeni ev alırsın da onla ilgilenirsin ya uzun süre.
öyle.
http://viola-d-amore.blogspot.com/


çok çılgınca.
sadhjaf.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

eveeet.

merakla beklediğim an geldi. uzun zamandır nasıl bu kadar uzun süre sıkılmadan evde oturabiliyorum diyordum.
cevabını aldım.
patlamak üzereyim sıkıntıdan. öyle böyle değil.
ah adam gibi insan da yok ki etrafta.
seneye şehirdışını kazanıp defolup gideyim.
nooolur.
nooooooooooluuuur.
çok istiyorum bunu.
çokçokçokçok.

boktan hayatlar.

böyle olmak çok kötü.
gerçekten.

28 Temmuz 2009 Salı

ayıpsın blog sana ihanet eder miyim?
sen en yakın dostumsan, yeni açtığım blog çok eğlendiğim arkadaşım.
anladın dimi?
anlamışsındır sen.
seni seni hahehea.

merak ne güzel şey.

emine s. beder'in s'sinin ne olduğunu hep merak etmişimdir...

tiksinç.

turkcell şu 3g reklamını kaldırsın.
noolur. yumruk atıcam sinirden televizyona, yazık olacak.

yaşamak istemem artık aranızda.

bak menfaati olunca nasıl da yavşıyor çakaal.
ama demin ilgiyle anlattığım şeye bırak tepki vermeyi dinlemeye tenezzül bile etmemişti.
bazen diyorum ki küfür etmeyeyim. ama böyle bir durumda da insan doya doya a.k demek istiyor yani.
yavuz çetin kadar cesur olmayı isterdim.
ama nerde bende o döt...

ağlarım ben halime.

hırsız olsam zengin olsam döner miydin bana?
mutfakta patates kızartırdım sanaa!


(sinirlenince cemiyet dinler, şarkıların saçma görüntüsünün altında kendimi kaybeder sonra bulur sonra yine kaybeder ondan sonra da slayer dinlerim ve de ağaçtan atlayan rakunlar gibi kedi severim ah keşke kurtulabilsem bundan et kafa. offf blog iyi ki varsın. şu menfaat denen şey insanların gözünü döndürüyor. istersen 80 yaşında ol bu böyle. ne kadar sinir bozucu. o haklıydı aslında bugün. daha da sevdim. çok çılgın şeyler geliyor aklıma böyle delirtilince. kaç yaşında insansın lan biraz hakim ol kendine dimi. bazen beste yapasım geliyor. bazen de sürrealist resimler yapıp joan mirro'ya rakip olmak istiyorum ahaha. arada bir kelebek olup çiçekten çiçeğe konmak, hergün sabaha karşı sokağa çıkıp bağırmak ve insanları uykularından uyandırmak gerek diyorum. cama çıksınlar meraklarından ben de onlara nanik yapayım istiyorum. film izleyemiyorum ne kadar kötü değil mi? bir sürü film var hepsi de şahane. ama izleyemiyorum çok istesem de. sağlı sollu tokatlamak istediğim insanlar var. bazılarının beynini yerinden çıkarıp üstüne iğne batırmak bile geliyor içimden. paragrafa ayırmazsan böyle karışık olur işte. ama umrumda değil. parmklarım kendini kaybetti yazdıkça yazıyorlar. dursanıza! yeni maysipeys açıp eklemeyeceğim insanlar varken ekleyeceklerim çoğunlukta. tiksiniyorum bu kurgulanmış düzenden. olur öyle bazen et kafa. sana et kafa diyorum diye kızmıyosun dimi? lafın gelişi o. hepimiz et kafayız sonuçta. sol elimin başparmağının tırnağını içe doğru kesmişim galiba. acıyor bir yere değince. bugün çok kızdım. haklı olduğum konuda haksız duruma düşürüldüm kaaç kişinin önünde. üstelik benden büyüksünüz nasıl göremiyosunuz bunu! korkutamadı şahsın birisi. pişkinliğime şaşırdılar. artık böyle. o an kusamadım içimdekileri, gördüklerimi, aslında samimi duran, tam yanındakinin onun hakkında neler düşündüğünü bildiğimi biraz da nefretimi. gittim banyoya parmağımı soktum nerdeyse gırtlağıma kadar. yediklerimi kusmak istedim. becerebildim mi? hayır. müzeyyen senar dinliyorum. delicesine rakı istiyor canım. severim rakı. arada içcen tabi.
"titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime..." mükemmel. ne varsa eskilerde var aslında. rock'n roll olsun klasik olsun jazz olsun dinlediğinde bu! diyorsun. şimdi pek çok şey gibi basitleşmedi mi? ha genelleme yapıyorum canım. tabi ki iyiler var. süperler bile var. eskilerde yaşamak istiyorum bazen. vintage şeyleri çok seviyorum. böyle gideyim 50'li yıllara. oh mis. emek varmış, doğallık varmış. şimdi ikisi de yok. anca zarar veriyoruz. bok çuvalı gibi şu aptal aletin karşısına oturuyoruz. olmasa da olurmuş! ama yapamıyorsun işte. takıl kafana göre...)

!

cemiyette pişiyorumdan gelsin:
dayanamıyooooorum, dayaaaanılmıyoooor!


evet evet aynen öyle!

çoğpis dövecem.

eğer tek bir insan evladı daha karşıma geçip
bu kadar sert olma. rahat ol biraz yav.
derse kendisine tekme tokat girişeceğim. ha bunu demenin yanında ayrıca pişmiş kelle gibi sırıtıyorsa bonus olarak ıslak odunla dövülecektir.
özellikle yaptığım veya çaba gösterdiğim birşey değil ki. insanlar söyledikçe "ana böyle huyum da varmış bağ sen bahalım daha neler çıkcak" moduna girdim. neyse ben uyarımı yaptım.


ne demişler; sert kal taviz verme!
asdhfasdj

27 Temmuz 2009 Pazartesi

make it wit chuuu...




düğünümüzde de bu çalsın bari. çok sever bu şarkıyı müstakbel kocam eski papağanım. kendinden geçiyor bu çalınca.
ben de çok severim.
al işte bir ortak nokta daha.
daha iyisini mi bulcem ayol. zevklerimiz de uyuşuyor bak.
swh.

ay lav yu ay lav yu du yu lav mi yes ay du.

küpemi yiyen, kaşınan tüyünü yerinden kopartıp kaşıyan sivri zekalı papağanım var ya. hah o işte tüneğine gagasıyla vuruyor arada "tak tak tak" diye. papağan forumunda okuduğuma göre, bunu çiftleşmek istiyorsa yaparmış asdhjf. azarladım önce bi "küçücük kuşsun lan, minik kuşum diye seviyorum seni, delikanlılığa sığar mı bu yaptığın? yaşın ne başın ne senin hatun istiyosun hulen?!" şeklinde. sonra bunun benim çocuğum olmadığını, benim doğurmadığımı ve de insan için küçük olan bir yaşın onlarda yetişkinlik yaşı olduğunu, hepsinden önemlisi benim insan onun ise kuş olduğunu hatırladım.
sonra bu omzumda böyle artist artist hareketler yaparak bazen uzun uzun bazen kısa ıslıklarla ötüyordu. aynı forumdan bu hareketi eğer varsa dişisine, yoksa da kendine eş olarak seçtiği kişiye yaptığını öğrendim asdjfkasdjf. annem hep bu sana aşık diyordu da inanmazdım.
dünya ahiret bacımdın gypsy bunu nasıl yaparsın bana askdjf. kendimi "arkadaş(!)" olarak gördüğü erkek arkadaşından çıkma teklifi almış aptal kız gibi hissediyorum. hani gelip derler ya "ay ben onu arkadşım olarak görüyodaaam nasıl yapar bunu banaaaağ çok iyi arkadaştık biiz böhühü"
lan erkek işte erkek. istediğin kadar arkadaş ol eninde sonunda kanka ayağı göt ayağı yersin sonra da kalırsın öyle. bak insanı erkeği farketmiyor. sapık anacım bunlar sapık sdfhadsf.
hmmm.aramızda yaş farkı var olmaz bu iş. ama pınar altuğdan neyim eksik ayol?
feyste şunun adına hesap açıp durumumu "gypsy ile evli" olarak mı değiştirsem ne...

cenis coplin'i seviyorum.

insanlıktan çıkmayı seviyorum. canım davranış anlamında değil özensizlik anlamında.
saçlarımı asla taramıyorum. yaz olduğu için kurutmuyorum. dışarı çıkarken arada bir o da, kahküllerimi düzeltiyorum düzleştiriciyle.
arkadan geişigüzel topluyorum önleri bırakıyorum falan. üstüme de ne bulsam geçiriyorum. gözlerimin altı mor. saçlarım patlıcan moru. asdhaj.
fakat saçlarıma bayılıyorlar. anlamadım gitti bu işi. demek ki özen göstermeyeceksin. puahah.
aa özen gösterdiğim birşey var amaa. tırnaklarım. değişik ojeler sürüyorum üşenmeden. bugün gidip mavi alıcam.
ayrıca kırmızıyı pek sevmem ama kırmızı oje sürerim. beyaz olan ellere yakıştığı kanısındayım. e bu şanslı kesimden olduğum için ve de hoşuma gittiği için sürüyorum yahu.

Doktoor doktooor insanlar hiç bilmiyor!

maşukiye'ye gittik dün. güzeldi, hoştu. eğlendik ettik ama içimde bir boşluk vardı hep. neden bilmiyorum. tuhaf.
aslında uzun zamandır var o saçma duygu. amaan koyayım ona.
dayım artistik fotoğraflar çekmek uğruna telefonunu şelaleye düşürdü asdjasdhf. e tabi içine girip tepeden bakan eli piçini çekmeye çalışırsan ayağın kayar telefon da mefta olur. komikti.
ama asıl yandığım şey içinde benim de olduğum pek çok fotoğrafın da o suyla beraber gitmesiydi.
inşallah telefondaki dosyalar kaybolmadan bakarlar çaresine.



o zaman teoman abimizden gelsin:

öyle büyük ki inan doktor içimdeki boşluğum
ne koyarsam koyayım hiç dolmuyor.
eğer böyle yaşarsam hep aynı acıyı
bu sıcaklar bile beni donduruyor!

26 Temmuz 2009 Pazar

bakma bana öyle.

iki gündür elime bile alamadığım kemanım bana pis pis bakıyormuş gibime geldiği için kendisini yatağımdan göremeyeceğim bir yere koydum.
sanki "ihanet ettin bana. sana ceza olarak güzel sesler çıkarmıycam bi süre. gıcık oluyom sana" diyormuş gibime geliyor. ama dün evde değildim e bugün de uyudum kış uykusu tribine girip. annem bir ara öldüğümü sandı sanırım. gelip kontrol ediyordu sürekli. e haklı.
dayım da süprüz yapcakmış bana yarın. sabah hazır ol dedi. nereye giççeemizi söylemiyor. akşam geliriz muhtemelen.

tahtadan yapılmış birşey ve at kıllarından yayı var görünüşte. ama ben ona herkesten çok saygı duyuyorum galiba ahasjf.


o zaman:

kız en güzel, en hafif giysisini giymiş
oğlan renkli bir dünya boyamış
kapkara kapılar. sormuşlar onlara
ayıp olmaz mı
bu işler o kadar kolay mı?
ayıp olmaz mı?

nasıl yeaani?

dün, eski kitaplara olan sevgim yüzünden ikinci el kitapçılara hücum ettim. yengemi de yanımda sürükledim tabi. bu süper zeki insan, genelde boş olan dükkanları görünce şıp diye çözdü işi ve:
-burda kesin uyuşturucu pazarlıyorlardır. baksana bomboş! nasıl ödeyecekler ki dükkan kiralarını? tiplerinden de belli zaten...
diyerek beni dumurlar aleminde yolculuk yapmaya çıkardı.
tişikkür ederim.

25 Temmuz 2009 Cumartesi

niye geldin ki sen şimdi.

bak bir kez daha söylüyorum benim tek sorunum annem asdhjf.
yalnızdım dün. hastanede kaldığı için. ayy sabah kapı çalıyor bi baktım gelmişler. e şimdiden başladı "dün kimseyi terslemesen de olurdu, benim yerimde olsan delirirdin herhalde, başım nasıl ağrıyor migrenim tuttu, biraz odanla ilgilen istersen?" demeye.
valla delircem billa delircem.
geçen tam keman çalışıyorum gelmiş odama odanın tozunu al diyor. sen bilmiyor musun benim dikkatimin dağılınca kolay kolay toparlanmadığını? zaten yapacağım bir şeyi başkası yapmamı isterse sürekli yapmıyorum. e daha ne konuşuyosun ki?
sırf geriyor insanı ya. sinir yüklüyor bööyle. ayh gıcık oldum yine bak.
hayır onu geç böyle soğuyunca birinden bitiyor iş benim için. elimde değil ki. kaç kişiye karşı böyle oldu. bu da onu istiyor sanırım.
dün "sana dayanamıyorum artık" tarzında birşey söylediğinde cevabım "birkaç sene daha tahammül etmek zorundayız ne yazık ki." oldu.
e öyle yani.
çok pis planlarım var 1 sene sonrası için.
sabır.

ne istiyonuz benden?

x:felidae bağırma!
ben: bağırmanın ne olduğunu bilmiyor olmalısın.

hala:valla x'in y'ye yaptığını ben sana yapsam yüzüme bakmazdın!
ben: beni niye örnek olarak veriyorsun? bu kadar mı gıcıksın bana? tamam.


dede: sen küçüksün sus (!)
ben: haklısın ben küçüğüm ve susuyorum.

tanıdık biri:içerde yemek yapmıyolar felidae, ameliyat yapıyolar 3 saat de sürer 5 saat de!
ben:ha öyle mi? kusura bakma hiç yemek de yapmadım ameliyat da. cahilliğime ver. sen bir diş hekimi olarak çok çok iyi bilirsin tabi :)

hala: ay ben sizin üst kattan korkuyoruum hırsız girer diyee bi de büyük ya hemen kontrol edemiyosun her yeri.
ben: aşağıdan girer oradan giremez. gayet güvenli merak etme.
hala: sen niye bozuluyosun felidae?!! sana noluyo?
ben(arkamı dönerek sessizce): elinin körü, zıkkımın kökü oluyor. ayrıca ebenin de amı oluyor.

bunlar bugün hastanede ve dedemlerde yediğim azarların küçük bir kısmıydı.


dede: bizde kalmaya niye gelmiyosun hiç!
ben: aa aşkolsun gelirim yaahu. daha çook zaman var. okullar geç açılcak. :)


hala: niye kalmaya gelmiyosun? söz vermiştin. neden?
ben: aa aşkolsun gelirim. tatil uzun :)

tanıdık biri: bize niye kalmaya gelmiyosun?
ben: aaa gelirim daha var tatilin bitmesine.


teyze: bana da gelsene yaa!
ben: gelirim valla. 2 ay var daha. gelirim gelirim.


(biri hariç hepsi yalandı. sanırım yani. o birine de gitmek istemiyorum ama hiç dırdır çekemem sonra ahsajf.)


bilmiyorum blog. ya sinirlerimi aldılar ya da kişiliğimi kaybediyorum.

aa yok yok sinirlerim duruyor. şimdi farkettim. böyle eskisi gibi tersleyip paaat diye söylemiyorum herşeyi. fakat kendimi daha çok sıkıyorum. e hoş birşey değil tabi.